Antenatal Hidronefroz

Gebelik takibinde ultrasonun rutin kullanıma girmesi ve giderek daha yaygın uygulanması fetüse ait anomalilerin doğum öncesi saptanabilmesi olanağını sağlamıştır. Pelvis renalis dilatasyonu için kullanılan hidronefroz tanımı genel anlamda üst üriner sistem dilatasyonunu ifade etmek için kullanılır. Fetüste hidronefrozun gebeliklerin %1- 5’inde saptandığı bildirilmektedir (1, 2). Ülkemizde yılda yaklaşık 1, 5 milyon doğum olduğu düşünülürse her yıl 15 000 ile 75 000 gebelikte hidronefroz görülme olasılığı vardır. Hidronefroz başlı başına bir patoloji değil uyarıcı bir bulgudur. Çoğu hidronefroz doğum sonrasında gerilemekte ve klinik anlam taşımayan önemsiz veya geçici hidronefroz olarak nitelendirilmektedir. Bununla birlikte üriner sisteme ciddi etkileri olabilecek ve renal fonksiyon kaybına yol açabilecek üreteropelvik bileşke obstrüksiyonu, vezikoüreteral re ü, obstrüktif megaüreter, renal fonksiyonların bütünüyle bozulmasına yol açacak posterior üretral valv gibi infravezikal obstrüksiyon tabloları da antenatal dönemde saptanan hidronefroz veya üriner sistem dilatasyonu ile gün yüzüne çıkmaktadır. Antenatal tanı üriner sistem patolojilerinin üriner enfeksiyon, renal fonksiyon kaybı, taş gibi komplikasyonlarının henüz ortaya çıkmadığı dönemde saptanmasını sağlayarak erken tedavi ve girişim olanağı tanır. Böylece üriner sisteme ait konjenital anomalilerin önemli bölümünde morbiditenin önlenebilmesine olanak tanımaktadır. 

Daha fazla okumak için (Kaynak): https://www.uroturk.org.tr/urolojiData/Books/407/cocuk-urolojisi-guncelleme.pdf


Etiketler : Antenatal Hidronefroz