Megaüreter

İlk olarak 1923 yılında Caulk tarafından tanımlanan megaüreter, üreterin tek veya iki tara ı olarak aşırı derecede dilate olduğu herhangi bir durumu tanımlar (1, 2). Patoloji ilk olarak Caulk tarafından megaloüreter olarak isimlendirilmiş, zamanla geniş üreter ve hidroüreter sinonimleri de kullanılmıştır (3). Bir hastalık tanısı olmaktan ziyade farklı birçok hastalığın neden olabileceği ortak patomorfolojik bir tanımlamadır. Üreter dilatasyonuna şart olmamakla birlikte hidronefroz da eşlik edebilir. Çocuklarda 16 yaşına kadar üreter çapının üst limiti 0. 50 - 0. 65 mm olarak tanımlanmış ve buradan hareketle altmışlı yılların sonlarından beri üreter çapının genellikle 7 mm üzerinde olması üreter dilatasyonu olarak kabul edilmiştir (3, 4, 5, 6, 7). Benzer şekilde daha yeni olarak British Association of Paediatric Urologists (BAPU), 30 gestasyon haftasından itibaren retrovezikal üreter çapının 7 mm ve üzerinde olmasının patolojik olduğu üzerine konsensus yayınlamıştır (8). Obstrükte olmayan durumlarla açık bir şekilde ayrımı yapılamadığından obstrüksiyonu tanımlamak fevkalade zordur. En popüler tanımlamaya göre obstrüksiyon, idrar akımında, eğer tedavi edilmezse, ilerleyici renal bozulma ile sonuçlanacak bir kısıtlamadır (9). Primer obstrüktif megaüreterin gerçek insidansı bilinmemekle birlikte antenatal olarak saptanmış üst üriner sistem dilatasyonlarının %10-23’ü olduğu sanılmaktadır. Bu verilerle primer megaüreter, prenatal ve neonatal hidronefrozların en sık ikinci nedeni olmaktadır (olguların yaklaşık beşte biri). İnsidansı 1000 canlı doğumda 0. 36 olarak bildirilmektedir. Erkek çocuklarda daha sık görülür ve sol üreter daha fazla etkilenir. Olguların dörtte biri bilateral olup %10-15’i karşı taraf displazi veya obstrüksiyonu ile birliktedir.

 

Daha fazla okumak için Kaynak): https://www.uroturk.org.tr/urolojiData/Books/407/cocuk-urolojisi-guncelleme.pdf


Etiketler : Megaüreter